|
Tweet |
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Başkanı Mustafa Baybora, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son dönemdeki uygulamalarına yönelik zehir zemberek bir açıklama yaparak, eğitim yönetiminin "yasa, hukuk ve etik dışı" bir noktaya savrulduğunu iddia etti. Baybora, okullarda grevleri kırmak ve öğretmen iradesini kısıtlamak amacıyla İlköğretim Dairesi üzerinden genelgeler gönderildiğini öne sürerek, eğitimciler üzerinde sistematik bir baskı kurulduğunu savundu.
ATLETİZM YARIŞMALARINDA "ZAMANLAMA" TARTIŞMASI
Baybora’nın eleştirilerinin odağında, sabah saatlerinde yapılması planlanan atletizm yarışmalarının aniden öğleden sonraya alınması yer aldı. Bu değişikliğin tesadüf olmadığını ileri süren KTÖS Başkanı, Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi aracılığıyla okul yöneticilerine yönelik "tehditkâr bir dil" kullanıldığını ve katılım konusunda baskı yapıldığını iddia etti. Baybora, okulların yasal olarak öğleden sonra açık olduğu Pazartesi ve Perşembe günleri yerine, yarışmaların özellikle Salı, Çarşamba ve Cuma günlerine kaydırılmasının kasıtlı bir hamle olduğunu savundu. Bu durumun hem devlet okulları üzerinde baskı oluşturduğunu hem de özel okullara örtülü bir ayrıcalık sağladığını ileri sürdü.
"BU ZİHNİYET ARTIK ÇÖKMÜŞTÜR"
Milli Eğitim Denetleme, Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu’nun (MEDDYK) görev tanımlarının dışına çıkarak öğretmenleri akademik takvim haricinde çalışmaya zorladığını ve cezalandırma yöntemlerine başvurduğunu iddia eden Baybora, bakanlığın öğretmenler nezdinde itibarının kalmadığını savundu. Hükümetin genel politikalarına yönelik toplumsal tepkinin eğitim alanında da karşılık bulduğunu belirten Baybora, "Bu zihniyet artık çökmüştür" diyerek mevcut yönetim anlayışını sert bir dille eleştirdi.
MÜCADELE KARARLILIĞI VURGUSU
Açıklamasında öğretmeni itibarsızlaştırmaya çalışan yaklaşımlara karşı sessiz kalmayacaklarını vurgulayan Mustafa Baybora, toplumsal iradeyi ve öğretmen haklarını yok sayan uygulamalara karşı sendikal mücadelenin kararlılıkla süreceğini ifade etti. Baybora, eğitim sisteminin genelgelerle değil, hukuk ve liyakat çerçevesinde yönetilmesi gerektiğinin altını çizerek açıklamasını tamamladı.