|
Tweet |
Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), yayımladığı basın açıklamasında üniversite yönetimini ve Eğitim Bakanlığı’nı sert bir dille eleştirdi. DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanı Şemi Bora’nın açıklamalarının ardından kurumsal bütünlüğü korumak adına 10 gün boyunca sorumlu bir bekleyiş içinde kalındığını belirten sendika, Rektörlüğün bu sürede hukuka aykırı uygulamaları düzeltmek yerine kararlarına devam ettiğini savundu. Açıklamada, DAÜ’nün kurumsal yönetim, liyakat ve hesap verebilirlik ilkelerinden saptığı vurgulandı.
"HOMO FABER" BENZETMESİ: ÜRETEN AMA HESAP VERMEYEN YÖNETİM ANLAYIŞI
DAÜ-SEN açıklamasında, Max Frisch’in Homo Faber eserine ve romandaki Walter Faber karakterine atıfta bulunarak modern üniversite yönetimine dair önemli bir uyarıda bulundu. Eserdeki karakterin dünyayı yalnızca teknik akıl ve kontrol üzerinden anlayıp sorumluluktan kaçtığını belirten sendika, bugün DAÜ’nün de benzer bir riskle karşı karşıya olduğunu kaydetti. Üniversitenin salt verimlilik, performans göstergeleri ve idari tasarruflar üzerinden yönetilmesinin kurumu hukuki yükümlülüklerden muaf sayan bir yapıya bürüyeceği ifade edilerek, üniversitelerin sadece bilgi üreten değil, adaleti ve etik sorumluluğu merkeze alan kamusal bir akıl alanı olması gerektiği hatırlatıldı.
ŞEMİ BORA VE ERDAL ÖZCENK’İN ELEŞTİRİLERİ YAPISAL SORUNA İŞARET EDİYOR
DAÜ VYK Başkanı Şemi Bora’nın 6 Mayıs ve 11 Mayıs 2026 tarihlerinde çalışanlara gönderdiği açıklamaların, sendikanın uzun süredir dile getirdiği yetki sınırları ve hesap verebilirlik sorunlarını tescillediği belirtildi. Önceki VYK Başkanı Erdal Özcenk’in de mevcut Rektörlük ekibinin yönetim anlayışına yönelik benzer eleştirilerde bulunmuş olmasının, sorunun kişisel veya dönemsel değil, doğrudan Rektörlüğün yönetim anlayışından kaynaklanan yapısal bir problem olduğunu gösterdiği ifade edildi.
YÖNETİM KRİZİNİN ÜÇ TEMEL BOYUTU: ÖDEMELER, SEÇİMLER VE HUKUKSUZ ATAMALAR
Sendika, Sayın Bora’nın açıklamalarında öne çıkan üç temel konunun DAÜ’deki yönetim krizini açıkça gözler önüne serdiğini belirtti. İlk olarak asistan ve öğretim elemanı ödemelerine değinilerek, kısmi zamanlı öğretim elemanları ve araştırma görevlilerinin ödemelerinde yaşanan krizin basit bir aksaklık değil, ciddi bir yönetim ihmali olduğu vurgulandı. 2 Nisan 2026 tarihli açıklamaya atıfta bulunularak, 1 Nisan'da getirilen önergedeki ihmallerin sorumlularından istifasının istenmesi gerektiği yinelendi. İkinci boyut olarak Enstitü Müdürü seçimi sürecinde bir aday hakkında nesnel dayanağı olmayan suçlamalarla karalama girişimi yürütüldüğü, bu durumun hem etik dışı olduğu hem de hukuki sonuçlar doğurabileceği kaydedildi. Krizin en ağır boyutu olarak nitelendirilen üçüncü konuda ise Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’nun kuruluş sürecinde, ilgili tüzük henüz yürürlüğe girmeden müdür ve müdür yardımcısı görevlendirmelerinin yapıldığı ve bazı akademik personelin bu birime aktarıldığı belirtildi. DAÜ-SEN, hukuki görüşlerin de bu işlemlerin tamamen hukuka aykırı olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
REKTÖR PROF. DR. HASAN KILIÇ’A AÇIK ÇAĞRI: TÜM İŞLEMLERİ DERHAL SONLANDIRIN
DAÜ-SEN, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç’a açık bir çağrıda bulunarak şu talepleri sıraladı: "Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu tüzüğü yürürlüğe girmeden yapılan tüm atama, görevlendirme ve kadro aktarımı işlemlerini derhal sonlandırın. İlgili tüzüğün Senato, Vakıf Yöneticiler Kurulu, Eğitim Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu süreçleri tamamlanarak hukuka uygun biçimde yürürlüğe konulmasını sağlayın. Üniversiteyi fiili durumlarla, kişisel tercihlerle ve hukuki zemini olmayan kararlarla yönetme anlayışından vazgeçin."
BAKAN NAZIM ÇAVUŞOĞLU’NA SORULAR: "HUKUKU KİM GÖZ ARDI EDİYOR?"
Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun 8 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında VYK Başkanının tespitlerini görmezden geldiğini ve hükümetin sorumluluklarını yerine getirdiğini iddia ettiğini belirten sendika, Bakanlığın protokolün bir tarafı ve izleme komitesinin başkanı olarak denetim sorumluluğu taşıdığını hatırlattı. DAÜ-SEN, Bakan Çavuşoğlu’na yönelik şu soruları yöneltti: "Protokolü kim uygulamıyor? Liyakat ilkesini kim ihlal ediyor? Hukuku kim göz ardı ediyor? VYK Başkanı mı, Rektörlük mü, sendikalar mı? Yoksa, sorumluluğunu yerine getirmeyerek bu hukuksuzlukların büyümesine seyirci kalan Bakanlık mı?"
"KİŞİLERE DEĞİL İLKELERE BAĞLI KALACAĞIZ"
Açıklamanın sonunda DAÜ-SEN, DAÜ’nün ihtiyacının üreten ama sorumluluktan kaçan bir yapı değil, hukukla bağlı ve adil bir yönetim anlayışı olduğunu belirtti. Sendika; kişilere değil ilkelere, makamlara değil hukuka bağlı kalacaklarını, imzalanan protokolün arkasında durarak hukuka aykırı tüm işlemlerin takipçisi olmayı sürdüreceklerini ilan etti.