|
Tweet | Tarih: 09-10-2026 14:09 |
SOS Çocukköyü Derneği Sosyal Hizmet Uzmanı Dilem Özdal Karafakılı, çocukların yaşadıkları zorbalığı her zaman doğrudan söylemeyebildiklerine dikkat çekerek; içe kapanma, öfke, yalnızlaşma, okula gitmek istememe veya arkadaş ilişkilerindeki ani değişimlerin önemli ipuçları olabileceğini belirtti.
Karafakılı, çocukların yaşadıklarını anlatmaları halinde onları yargılamadan ve yaşadıklarını küçümsemeden dinlemek gerektiğini vurguladı. Dernekten yapılan açıklamada, bir çocuğun okulda kendini güvende hissetmemesinin yalnızca ders başarısını değil, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini de derinden etkileyebileceğine işaret edildi.
KKTC’de güncel zorbalık verileri sınırlı olsa da akademik çalışmaların sorunun boyutlarını ortaya koyduğu hatırlatılan açıklamada; 2011 yılında 2 bin 137 ortaokul öğrencisiyle yapılan araştırmada öğrencilerin yüzde 19,2’sinin zorbalığa maruz kaldığı, yüzde 4,7’sinin zorbalık yaptığı, yüzde 5,5’inin ise hem zorba hem mağdur olduğunun belirlendiği kaydedildi.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) zorbalığı yalnızca mağdur ve zorbalık yapan çocuk arasındaki bir sorun olarak değil; mağdur, zorbalık yapan ve tanık olan çocuklardan oluşan bir ilişki döngüsü olarak ele aldığı ifade edildi. Bu nedenle asıl sorunun “Zorbalık nasıl önlenir?” sorusundan ziyade, çocuk yaşadığını anlattığında “Biz ne yapıyoruz?” sorusu olduğu vurgulandı.
ZORBALIĞIN ARARKASINDA YATAN NEDENLER VE SESSİZ İPUÇLARI
SOS Çocukköyü Derneği Sosyal Hizmet Uzmanı Dilem Özdal Karafakılı, zorbalığın tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirterek; duyguları ifade etme ve öfke kontrolünde güçlük, empati becerilerinin gelişmemiş olması, şiddete maruz kalma ya da tanık olma, aile ilişkileri ile akran çevresinin davranışlarda belirleyici rol oynayabileceğine işaret etti.
Karafakılı, zorbalığın nedenlerini anlamaya çalışmanın, maruz kalan çocuğu sorumlu tutmak anlamına gelmediğini belirterek, “Hiçbir çocuk maruz kaldığı zorbalıktan sorumlu tutulmamalıdır” dedi.
ÇOCUK YAŞADIKLARINI ANLATTIĞINDA NASIL YAKLAŞILMALI?
“Çocuklar yaşadıkları zorbalığı her zaman doğrudan söylemeyebiliyor” diyen Karafakılı, içe kapanma, öfke, yalnızlaşma, okula gitmek istememe veya arkadaş ilişkilerindeki değişimlerin önemli ipuçları oluşturduğunu söyledi. Karafakılı, “Çocuk konuştuğunda ise ilk adım, onu yargılamadan ve yaşadıklarını küçümsemeden dinlemektir” ifadelerini kullandı.
Çocuğa bundan sonra ne olacağını açıklamanın ve onu yaşına uygun biçimde sürece dahil etmenin önemine dikkat çeken Karafakılı, “Amaç, çocukta ‘Beni dinlediler, bana inandılar ve söylediklerim gerçekten bir değişiklik yarattı’ duygusunu oluşturmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
İLİŞKİ DÖNGÜSÜNÜ KIRMAK VE KORUYUCU MÜCADELE
Zorbalığın yalnızca mağdur çocuk üzerinden ele alınabilecek bir sorun olmadığı, zorbalık yapan, maruz kalan ve tanık olan çocukların tamamının sürece dahil edilmesi gerektiği belirtilen açıklamada; empati, sınır koyma, sorumluluk alma ve yardım isteme becerilerinin desteklenmesinin şart olduğu ifade edildi. Böylece yalnızca tek bir olaya müdahale edilmeyip, zorbalığın tekrarını besleyen ilişki döngüsünün değiştirilmesinin hedeflendiği aktarıldı.
Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “Zorbalıkla mücadele, tek bir çocuğu korumaktan fazlasını gerektiriyor: Çocukların güvenle büyüyebileceği ortamı birlikte kurmayı; ailelerin, okulların, uzmanların ve toplumun aynı sorumlulukta buluşmasını gerektiriyor. Bu nedenle müdahalenin yalnızca davranış ortaya çıktığında değil, çocuklar arasındaki ilişki biçimlerini güçlendiren koruyucu ve önleyici çalışmalarla da sürdürülmesi gerekiyor.”