Bugun...



“MODERN NICOSIA” SERGİSİ, İPLİK PAZARI’NDA İZLEYİCİYLE BULUŞACAK


facebook-paylas
Tarih: 12-06-2026 10:31

“MODERN NICOSIA” SERGİSİ, İPLİK PAZARI’NDA İZLEYİCİYLE BULUŞACAK

 

Lefkoşa’nın kuzey ve güneyindeki modern mimarlık mirasına dair toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan “Modern Nicosia” sergisi, İplik Pazarı’nda izleyiciyle buluşuyor.

Kültürel mirasın korunması amacıyla dünya genelinde çalışmalar yürüten uluslararası sivil toplum örgütü Europa Nostra tarafından Lefkoşa’da düzenlenen 2026 Avrupa Kültürel Miras Zirvesi kapsamında, mayıs ayı sonunda güney Lefkoşa’da açılan sergi, iki haftalık sürenin ardından bu hafta sonu şehrin kuzey yakasına taşınıyor. İplik Pazarı'ndaki açılışı yarın saat 19.00'da yapılacak olan sergi, 30 Haziran tarihine kadar gezilebilecek.

 

BÖLÜNMÜŞLÜĞÜ AŞAN KONTURLAR: 40 BİNA, 40 ÖYKÜ

Lefkoşa’nın her iki yakasından seçilen, 20’si sur içi ve 20’si sur dışında yer alan toplam 40 binayı odağına alan sergi; fotoğraflar, teknik çizimler ve bilgi notlarıyla modern yapıların öyküsünü görünür kılıyor.

Proje; Europa Nostra bünyesindeki Lefkoşa Miras Merkezi (Europa Nostra Nicosia Hub), Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) ve Kıbrıs Türk Mimarlar Odası tarafından destekleniyor. Altı aylık disiplinler arası bir çalışmayla hazırlanan sergi, modern yapıların kentsel kimliği nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken koruma politikalarına da ilham vermeyi amaçlayarak, modern yapıların ihmal edilmesinin önüne geçebilmeyi hedefliyor.

 

"KUZEY VE GÜNEYDEKİ YAPILAR BÖLÜNMEMİŞ BİR ŞEHRİ ANLATIYOR"

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK), projenin koordinatörlerinden ve Europa Nostra Lefkoşa Miras Merkezi Yönetim Kurulu Kıbrıslı Türk Üyesi Kent Araştırmacısı Özlem Ünsal ile sergiyi ve arkasındaki saha araştırmasını konuştu. Kıbrıslı Rum Mimar Natalie Neophytou ile projenin koordinatörlüğünü üstlenen Ünsal, modern mimarideki ciddi arşiv eksikliğine ve binaların yok olma tehlikesine dikkat çekti.

Lefkoşa'nın her iki yakasındaki modern mimari mirasını "ortak bir bileşen" olarak niteleyen Ünsal, kentin mimari hafızasındaki sürekliliği şu sözlerle aktardı:

"Lefkoşa’nın modern mimarlık mirası aslında bölünmemiş bir şehri anlatıyor; çünkü kentin kuzeyi ve güneyindeki yapılar oldukça benzer. Kent genelinde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum mimarların elinden çıkan modern yapıların kurduğu bir tür süreklilik var. Bu yönüyle çalışma, şu andaki bölünmüşlüğü aşan bir niteliğe sahip. Osmanlı ve sömürge dönemi mimarisinin aksine, bu binalar doğrudan yerel aktörlerin, yani bizim mimarlarımızın özgün sözüdür."

 

HUKUKİ KORUMA EKSİKLİĞİ VE YOK OLMA RİSKİ

Modern yapıların en büyük ortak dezavantajının yasal bir koruma altında bulunmamaları olduğunu belirten Özlem Ünsal; kentlerin gelişim eğilimlerine, piyasa şartlarına veya keyfi kararlara göre bu binaların hızla yıkılabildiğini ifade etti. Bugün haritaya sahip çıkılmazsa 20 yıl sonra Abdullah Onar, Ahmet Vural Behaeddin veya Tuna Veysi gibi sembol isimlerin izlerinin sürülemeyeceği uyarısında bulundu.

Çalışmada mimar Osman Saner’in tasarladığı Bel-Kola binası ile Burhan Atun imzalı Sabri Orient Otel gibi simge yapıların yer aldığını belirten Ünsal, uzun süredir dev reklam panolarıyla perdelenen bu yapıların kentin en estetik örnekleri olduğunu söyleyerek endüstriyel tasarıma sahip Bel-Kola fabrikasının cam cephesinin çocukluğunda kendisinde uyandırdığı üretim onurunu hala hatırladığını ve buraların atıl kalmasının üzüntü verici olduğunu paylaştı.

 

EZBER BOZAN ARŞİV BULGULARI VE İLK "MİMARSIZ" YAPILAR

Altı aylık titiz arşiv taramaları ve sözlü tarih çalışmaları, şehir hafızasına dair bilinen bazı detayları ve ezberleri de değiştirdi.

Kamuoyunda Saray Otel’in mimarları tarafından tasarlandığı yönünde bir varsayım bulunan İplik Pazarı'ndaki Eski Türk Cemaat Meclisi binasının gerçek hikayesi Evkaf arşivlerinde ortaya çıktı. Yapılan incelemelerle, binanın Türkiye’deki vakıflar idaresinde görev yapmış üç Türk mimar tarafından aslında bir "iş hanı" olarak tasarlandığı, 1960'lı yılların idari ihtiyaçları doğrultusunda Meclis binasına adapte edildiği teyit edildi.

Sergide "mimarsız yapı" kategorisinde yer alan ilk Atleks binasının çizimlerinin ise dönemin ünlü avukatı Ümit Süleyman’ın kâtibi tarafından yapıldığı bilgisine ulaşıldı.

Ayrıca projede, kuzeyde kalan ve dostluk ilişkileri üzerinden Kıbrıslı Rum mimarlara çizdirilen yapılar ile güneyde mülkü olup Kıbrıslı Rum mimarlara sipariş veren Kıbrıslı Türklerin ortak öyküleri gün yüzüne çıkarıldı. Çağlayan’daki Boyacı Apartmanı (Mimar Lucas Hadjilucas) ve Arabahmet’teki Münir Bey Apartmanı (Mimar Panayiotis Stavrinides) bu çok kültürlü geçişkenliğin en somut örnekleri olarak sergide yer alıyor.

Güneyde yer alan Regina Sinemalarının bulunduğu binanın orijinal planlarına ulaşıldığında ise kentin "ilk klimalı ticari yapılarından biri" olduğu saptandı. Arşiv belgelerindeki klima çizimleri ve dönemin "klimalı sinema" ibareli gazete reklamları projenin en heyecan verici detayları arasında gösterildi.

Sergide ayrıca Abdullah Onar’ın ilk konut projesi olan Hüseyin Sarper Evi (Çağlayan), Müride Fikri Alkan Evi, Ahmet Vural Behaeddin imzalı Kuruçeşme Konutları, Abdi Çavuş'taki eski genel hastane, Çağlayan Gazinosu, Adem Kader’in eski tekstil fabrikası, eski Lefkoşa Kız Lisesi ve Saray Otel gibi hafıza mekanları da detaylıca inceleniyor.

Kent Araştırmacısı Özlem Ünsal, bu 40 binanın yalnızca bir başlangıç olduğunu belirten bir açıklama yaparak Lefkoşalıları ellerindeki anıları, belgeleri ve yaşanmışlıkları paylaşmaya davet etti. Ünsal, her iki taraftaki meslek odaları, belediyeler ve kültür kurumları ortak bir kabul zemini yaratıp güçlü iş birlikleri kurmadığı takdirde, gelecekte kentin modern kimliğine dair söylenebilecek hiçbir söz kalmayacağı uyarısıyla konuşmasını tamamladı.




Bu haber 76 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

YUKARI YUKARI