|
Tweet |
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda, "Atatürk Öğretmen Akademisi Kuruluş (Değişiklik) Yasa Tasarısı" üzerindeki hararetli görüşmeler devam ediyor. Muhalefet milletvekilleri, akademiye giriş kriterlerini ve eğitim sürelerini değiştiren yasa tasarısına yönelik sert eleştirilerini sürdürdü.
Tasarı üzerine söz alan CTP Milletvekili Ongun Talat, bütçe dönemlerinde AÖA yetkililerinin tüm taleplerinin reddedildiğini hatırlatarak, kuruma karşı olan olumsuz tavrın uzun süredir belirgin olduğunu ifade etti. Akademinin siyasallaştırılmaması gerektiğinin altını çizen Talat, yapılan değişikliğin "Anayasa Mahkemesi kararını nasıl aşarız" düşüncesiyle hazırlandığını savundu. Düzenlemenin geçici öğretmenlerin sorunlarını çözmeyeceğini, aksine öğretmenler arasında statü farkı yaratacağını belirten Talat, lisans mezunu AÖA öğrencileri ile lise mezunları arasında ciddi bir ayrımcılık ortaya çıkacağını söyledi. Talat, önceliğin her zaman öğrencilerin alacağı kamusal eğitimin kalitesi olması gerektiğini vurguladı.
CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe, hükümetin "hukukun ve Anayasanın üstünlüğü" mevhumundan uzaklaştığını ve yasama yetkisinin Meclis'te olduğunu unuttuğunu savundu. AÖA'nın ilköğretime öğretmen sağlamak gibi özel bir misyonu olduğunu belirten Özdenefe, bu değişiklikle "kısa yoldan diploma" ve "kamu kadrosuna hızlı geçiş" imkanı yaratılmak istendiğini öne sürdü. Anayasa Mahkemesi’nin öğretmenlik kriteri olarak "öğretmenlik eğitimi" vurgusu yaptığını anımsatan Özdenefe, tasarının bu kararların etrafından dolaşmak için yapıldığını söyledi. Geçici öğretmenlere de çağrıda bulunan Özdenefe, bu yasa değişikliğiyle lisans mezunu olan herkese başvuru yolunun açıldığını ve paydaşlarla ortak, bilimsel bir planlama yapılmadığını eleştirdi.
CTP Milletvekili Şifa Çolakoğlu ise ülkede eğitim fakültesi mezunu işsiz gençler varken, "sırf partilidir diye" farklı meslek gruplarından insanların ilkokullarda öğretmen yapılmak istenmesini doğru bulmadığını belirtti. Amacın bazı kesimlere kamuda kadro sağlamak olduğunu iddia eden Çolakoğlu, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun öğretmenlik mesleğini ayaklar altına aldığını savundu. Kendisinin de müzik öğretmeni olduğunu ancak ilköğretim çağındaki çocuklara eğitim verecek donanımının bulunmadığını örnek gösteren Çolakoğlu, muhalefetin ve paydaşların yapıcı, sürdürülebilir önerilerinin hükümet tarafından kulak ardı edildiğini kaydetti.