|
Tweet |
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yeni bir çözüm planı sunacağına dair açıklamaları Güney Kıbrıs basınında inandırıcı bulunmadı. Politis gazetesi, Kiriakos Pieridis imzalı yorumsal haberinde, Hristodulidis'in yaklaşan seçimler öncesi zemin kaybettiğini ve siyasi ömrünü uzatmak için Kıbrıs sorunu üzerinden senaryolar ürettiğini yazdı.
Hristodulidis'in 2028 seçimlerinde kendi sürecini belirlemek için anketlere sarıldığı ancak kamuoyu yoklamalarının yeniden seçilmesine olanak tanımadığı vurgulanan haberde, iç siyasetteki tabloya dikkat çekildi. ELAM haricinde Hristodulidis ile hareket eden partilerin güç kaybettiği, DİKO'nun önemli bir zemin yitirdiği; EDEK, DİPA ve Ekologların ise meclis dışında kalma tehlikesi yaşadığı belirtildi. Muhalefetsiz dönemin sona ermek üzere olduğu ifade edilen haberde, Hristodulidis’in artık "tek adamlık şov" yapmasının mümkün olmayacağı kaydedildi.
Rum liderin hafta içi yaptığı ve Guterres’in 2026 sonundan önce bir çözüm planı sunabileceği yönündeki iddiaları da gazetede sert bir dille eleştirildi. Hristodulidis'in, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Guterres ile Ankara'da yaptığı görüşmede özlü müzakerelere yeşil ışık yaktığını öne sürmesine karşın, bu senaryonun tamamen inandırıcılıktan uzak olduğu vurgulandı. Politis, inisiyatif başlatan BM Genel Sekreteri tarafından aslında böyle bir imada dahi bulunulmadığının altını çizdi.
Geçmişteki Rum liderlerin de Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri hem kamuoyunu hazırlamak hem de muhalefeti dizginlemek için bir araç olarak kullandığını hatırlatan gazete, bu döngüyle 52 yılın kaybedildiğini yazdı. Hristodulidis’in siyasi parti başkanları ve üst düzey diplomatların sürece dair bilgiye erişimini kestiği, olgulara dayanmadan yeni gelişmeler uydurduğu ve bu durumun adayı sadece yeni çıkmazlara sürükleyeceği ifade edildi.
Haberin son bölümünde ise Hristodulidis’in Kıbrıs sorununu Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileriyle ilişkilendirmeye çalışmasına rağmen, ortada bunu destekleyecek hiçbir emare bulunmadığı vurgulandı. Türkiye'nin Almanya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık ile sağladığı çok düzeyli anlaşmalarla AB karşısındaki konumunu düzenlediği hatırlatılırken, Kıbrıs sorununun şu aşamada "buzdolabına girdiği" ve Türk-Yunan ilişkilerindeki ilerlemenin de yavaş seyrettiği belirtildi.