|
Tweet |
ÖZEL HABER
Sezer Cemal Gözdağ
Takvimler Mart 2026’yı gösterirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet ekonomisi sadece rakamlarla değil, her bir vatandaşın mutfağındaki boş tencereyle imtihan ediliyor. Son bir ay içerisinde yaşadıklarımız, artık "ekonomik daralma" gibi terimlerle açıklanamayacak kadar ağır travmaya dönüşmüş durumda.
BİR HAFTADA İKİ DEV ZAM!
Daha şubat ayının şokunu atlatamadan, Mart’ın ilk on gününde akaryakıta yapılan iki büyük zam, tüm çarkları durma noktasına getirdi. Akaryakıt sadece aracımızın deposu değildir; o depoya giren her kuruş zam, yarın market rafındaki ürünlerin fiyatıdır. Hükümetin küresel kriz ve Orta Doğu'daki savaşın mazeretlerinin arkasına sığınması, artık halk nezdinde bir karşılık bulmuyor. Evet, petrol fiyatları artıyor olabilir; ancak bu artışı doğrudan halkın sırtına yüklemek, yönetmek değil, sadece izlemektir.
İNŞAAT DURMA NOKTASINDA
Ekonominin can damarı, on binlerce insanın ekmek kapısı olan inşaat sektörü ise son bir aydır tarihinin en belirsiz dönemlerinden birini yaşıyor. Sadece artan demir, çimento ve işçilik maliyetleri değil; mülkiyet yasasındaki düzenlemeler ve yabancıya satış prosedürlerindeki tıkanıklık, sektörü adeta bitirme noktasına getirdi. Binlerce konut projesi askıda, yerli müteahhit önünü göremiyor, yan sektörler ise nakit akışının kesilmesiyle iflasın eşiğine gelmiş durumda. Eğer inşaat sektörü durursa, bu sadece binaların yükselmemesi değil, mobilyacıdan beyaz eşyacıya, mimardan işçiye kadar devasa bir zincirin kopması demektir. Devletin bu sektörü "vergi kapısı" olarak görüp, sorunlarını halı altına süpürme lüksü artık yoktur..
RAKAMLARIN DİLİ: %40’A DAYANAN YILLIK ENFLASYON
İstatistik Kurumu'nun açıkladığı şubat ayı hayat pahalılığı oranı %2,76 olarak kayıtlara geçti. Yıllık bazda ise %40 bandına dayanan bir enflasyonla karşı karşıyayız. Ocak 2026’da yürürlüğe giren 60.618 TL'lik brüt asgari ücret, daha işçinin cebine girmeden eridi bitti. Bugün Lefkoşa sokaklarında, Girne çarşısında kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. Esnaf siftah yapamadan kepenk kapatıyor, turizmci önündeki sezon için maliyet hesabı yapamıyor, üretici ise "ürettikçe batıyorum" diye feryat ediyor.
BIÇAK KEMİĞE DAYANDI
Şu an içinde bulundumuz durum, sadece döviz kuru veya akaryakıt endeksli bir kriz değildir. Bu bir yönetim krizidir. Girdi maliyetlerini aşağı çekecek acil önlemler alınmazsa, çok yakında tüm sektörlerde bir çöküş yaşanması kaçınılmazdır.
Kıbrıs Türk halkı sabırlıdır, metanetlidir; ama bu sabır sınırsız değildir. Laf değil, icraat vaktidir.