|
Tweet | Tarih: 29-06-2026 11:32 |
Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği, Haziran Lipödem Farkındalık Ayı kapsamında toplumsal bilinci artırmak amacıyla halka açık bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. Gönyeli-Alayköy Belediyesi konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, lipödem hastalığının belirtileri, tanı kriterleri, tedavi yöntemleri ve erken teşhisin hayati önemi detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği temsilcisi Yardımcı Doç. Dr. Göktuğ Er, lipödemin uzun yıllar boyunca obezite, lenfödem ve venöz yetmezlik gibi rahatsızlıklarla karıştırıldığına dikkat çekti. Er, bu durumun doğru tanı konulmasını ve uygun tedaviye başlanmasını ciddi şekilde geciktirdiğini vurguladı.
Uzman Fizyoterapist Emine Kütüküt, lipödemin ağrı, hassasiyet, ciltte kolay morarma, hormonal düzensizlikler ve orantısız yağ dokusu artışıyla kendini gösterdiğini ifade etti. Hastalığın özellikle kadınlarda görüldüğünü ve vücudun alt bölümünü etkilediğini belirten Kütüküt, bunun yalnızca estetik bir kaygı ya da kilo problemi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. İnternetteki bilgi kirliliğine karşı da uyarıda bulunan Kütüküt, şu ifadeleri kullandı:
"Her kalın bacak lipödem değildir. Doğru tanı ancak uzmanlar tarafından yapılacak klinik değerlendirme ile konulabilir."
Fizyoterapist Özüm Yapıcı, lipödem tedavisinde kompresyon (baskı) cihazlarının kullanılmasının yanlış olduğunu belirterek, hastaya iyi gelecek doğru basıncın ancak manuel lenf drenaj masajı ve özel bandajlama teknikleriyle sağlanabileceğini kaydetti.
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Barçın Özcem ise lipödemin sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu ifade etti. Tedavinin multidisipliner (çoklu branş uyumu) bir yaklaşımla planlanması gerektiğini aktaran Özcem, öncelikle koruyucu tedavilerin uygulanması, eşlik eden metabolik ve damarsal problemlerin çözülmesi gerektiğini belirtti.
Plastik Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İbrahim Meyzin, lipödemli dokunun diyet ve egzersize karşı dirençli olduğunu, ilerleyen aşamalarda cerrahi bir yöntem olan liposuction (yağ aldırma) uygulamasına başvurulabileceğini açıkladı. Meyzin, bu işlemin estetik bir ameliyat olmadığının altını çizerek, komplike ve risk taşıyan bir cerrahi müdahale olduğunu hatırlattı.
Uzman Diyetisyen Safir Sorakın da toplantıda lipödem hastalarına yönelik özel beslenme modellerinden örnekler paylaşarak, tedavi sürecinin kalıcı olması için sürdürülebilir bir yaşam tarzı değişikliğinin şart olduğunu vurguladı.