|
Tweet |
Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, son günlerde akademisyenlerin Türkiye’ye giriş engelleri üzerinden alevlenen tartışmalara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Akpınar, ifade özgürlüğü kılıfı altında Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hakaret ve düşmanlık içeren söylemler geliştirilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Türkiye’ye giriş kısıtlamalarının belirli çevreler tarafından siyasi bir gerilim alanına dönüştürüldüğünü ifade eden Akpınar, her egemen devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin de kendi hukuk düzeni içerisinde gerekli gördüğü tedbirleri alma hakkına sahip olduğunu belirtti. Benzer şekilde KKTC’nin de kendi egemenlik hakları çerçevesinde sınır dışı kararları uygulayabildiğine dikkat çeken Akpınar, alınan kararların tek taraflı bir eleştiri konusu yapılmasının iyi niyetten yoksun olduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde en temel dayanağının her zaman Türkiye Cumhuriyeti olduğunu hatırlatan Serhat Akpınar, bu bağın basit bir siyasi ilişkiden öte; tarih, kader ve ortak mücadele ile inşa edildiğini söyledi. Bölgesel dengelerin hassasiyetine değinen Akpınar, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Güney Kıbrıs ziyaretindeki açıklamalarına işaret ederek, "Böylesi bir tabloda Kıbrıs Türk halkının nerede duracağı tartışma konusu dahi olamaz. KKTC, her koşulda Türkiye’nin yanında yer alacaktır" dedi.
Meseledeki asıl sorumluluğun hükümete düştüğünü savunan Akpınar, Kıbrıs Türk halkının hassasiyetlerinin ve yaşanan zorlukların doğru bir dil ve etkin bir diplomasi ile Türkiye’ye anlatılması gerektiğini ifade etti. Yanlış anlaşılmaları en aza indirecek sağduyulu iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini belirten Akpınar, ilişkileri zedelemek değil, güçlendirmek için çalışmak zorunda olduklarını vurguladı.
Demokrat Parti’nin, halkı bölmeye çalışan ve bu süreci siyasi kazanç kapısı gören her anlayışın karşısında duracağını belirten Akpınar, birliğe ve ortak akla her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemden geçildiğini söyledi. Akpınar, iç meseleleri tartışırken tarihsel bağları hedef alan bir dilin kimseye fayda sağlamayacağı uyarısında bulundu.