|
Tweet |
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Genel Orta Öğretim ve Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’ne bağlı 50 okulda görev yapan 67 okul yöneticisi ve 1094 öğretmen olmak üzere toplam 1161 eğitim çalışanının katılımıyla gerçekleştirdiği tam gün eğitim anketi sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Gerekli fiziki altyapı, öğretmen ve personel kadroları, materyal ve ekipman, sağlıklı beslenme olanakları, güvenli eğitim ortamları ve pedagojik planlama oluşturulmadan eğitim süresinin uzatılmasının yeni sorunlar yarattığını belirten sendika yetkilileri, uygulamanın kaldırılması çağrısında bulundu. Sendika, tam gün eğitim uygulamasının tüm paydaşların katılımıyla yeniden değerlendirilmesi ve bilimsel-pedagojik temelde yeniden planlanması gerektiğini bildirdi. Sendika binasında düzenlenen basın toplantısına KTOEÖS Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Şifa Çolakoğlu da katıldı.
KARAOĞULLARI: "SIKINTILAR ARTARAK DEVAM EDİYOR"
Basın toplantısında konuşan KTOEÖS Başkanı Ahmet Karaoğulları, sendika ve eğitim çalışanları olarak tam gün eğitime karşı olmadıklarını, gerçek ve nitelikli bir uygulamanın öneminin farkında olduklarını ifade etti. Ancak 2023 yılında tek taraflı bir anlayışla, bütçesi oluşturulmadan, okullardaki altyapı sorunları ve eğitim emekçilerinin eksikliklerine rağmen uygulamanın dayatıldığını savunan Karaoğulları, yaşanan sıkıntıların artarak sürdüğünü kaydetti.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 1 Mayıs 2023 ile 1 Şubat 2024 tarihleri arasında vatandaşlardan yaklaşık 35 milyon sterlin vergi toplandığını öne süren Karaoğulları, buna rağmen ileri tetkikleri tamamlanmamış kamusal eğitim binalarının bulunduğunu ve öğrencilerin konteyner ortamlarda eğitim almaya devam ettiğini aktardı. Son beş yılda üçüncü dünya ülkelerinden gelen öğrenci sayısının iki kat arttığına ve okullardaki disiplin suçlarında yükseliş yaşandığına dikkat çeken Karaoğulları, öğrencilerin müşteriye dönüştürüldüğünü ve özel okulları destekleyen politikaların uygulandığını savundu. Ülkede alanında uzman öğretmen adayları varken Türkiye’den öğretmen getirme anlayışının sürdüğünü öne süren Karaoğulları, sorunlara çözüm üretmek yerine uygulamanın dayatıldığını belirterek nitelikli, kamusal, bilimsel, parasız ve laik eğitim için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
ANKET VERİLERİ MEMNUNİYETSİZLİĞİ VE ALTYAPI EKSİKLİĞİNİ ORTAYA KOYDU
Anket sonuçlarını açıklayan Eğitim Sekreteri Seçil Toprak, araştırmanın Genel Orta Öğretim Dairesi ile Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’ne bağlı okullarda yürütüldüğünü ifade etti. Toprak, verilerin uygulamanın başladığı ilk günden bu yana dile getirilen altyapı, beslenme, güvenlik, personel, ekipman ve bütçe sorunlarının büyük ölçüde sürdüğünü gösterdiğini belirtti. Öğretmen ve idarecilerin öne çıkardığı başlıca sorunlar arasında altyapı eksiklikleri, öğrencilerin beslenme ve açlık sorunu, ulaşım, güvenlik, hijyen, ekipman yetersizliği, devamsızlık ve öğrenci motivasyonundaki düşüş yer aldı.
Açıklanan verilere göre öğretmenlerin yüzde 86,7’si, okul idarelerinin ise yüzde 73,1’i pazartesi ve perşembe öğleden sonra uygulanan eğitimden memnun olmadığını dile getirdi. Öğretmenlerin yüzde 91,2’si, okul idarelerinin ise yüzde 83,6’sı tam gün eğitimin akademik başarıyı artırmadığı yönünde görüş belirtti. Bu rakamların eğitim süresinin uzatılmasının tek başına niteliği artırmadığını gösterdiğini kaydeden Toprak, öğretmenlerin yüzde 85,3’ünün, idarecilerin ise yüzde 64,2’sinin programın öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlamadığını düşündüğünü iletti.
Fiziki altyapı konusunda öğretmenlerin yüzde 89,8’i, idarelerin yüzde 76,1’i okul binalarını yetersiz gördüğünü belirtti. Öğretmenlerin yüzde 93,7’si ve idarelerin yüzde 77,6’sı Milli Eğitim Bakanlığı’nın fiziki altyapıyı geliştirme çabalarını yetersiz buldu. Program için gerekli laboratuvar, sportif ve sanatsal ekipmanın yeterli hale getirilip getirilmediği sorusuna öğretmenlerin yüzde 81,5'i, idarecilerin ise yüzde 62,7'si "hayır" yanıtını verdi. Öğretmenlerin yüzde 90,9'u ve idarecilerin yüzde 79,1'i, geçen üç yıllık süreçte tüm öğrencilere sağlıklı, güvenli ve hijyenik ortamda öğle yemeği sunulacak imkanların oluşturulmadığını belirtti.
Programın öğretmene yeni yükler getirip getirmediği sorusuna öğretmenlerin yüzde 61,9’u "evet", yüzde 26,7’si "kısmen", yüzde 11,4’ü ise "hayır" yanıtını verdi. Öğretmenlerin yüzde 93,9’u öğleden sonraki derslerde öğrencilerin motivasyonunda düşüş gözlemlediğini, yaklaşık yüzde 98’i ise süre artışının eğitimin niteliğine olumlu katkı yapmadığını bildirdi.
BÜTÇE YETERSİZLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SORUNU
Bakanlık tarafından sağlanan okul bütçelerinin öğleden sonraki eğitim için yeterli olup olmadığı sorusuna okul yöneticilerinin yüzde 61,2’si "hayır" cevabını verdi. İdarecilerin yüzde 71,6’sı mevcut bütçelerle gelecek öğretim yılında bu programa devam edilmesinin finansal açıdan mümkün olmadığını kaydetti.
Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin yüzde 89’u ve okul idarelerinin yüzde 71,6’sı programın kapsama alanının genişletilmesinin veya kalıcı hale getirilmesinin mümkün olmadığı görüşünde birleşti. Sahada çalışanların ciddi sorunlarla yüz yüze kaldığını belirten Eğitim Sekreteri Seçil Toprak, mevcut uygulamanın bir an önce durdurularak tüm paydaşların katılımıyla bilimsel ve pedagojik esaslara göre yeniden planlanması gerektiğini vurguladı.