Bugun...



KUMYALI'DAKİ FACİAYA TEPKİLER SÜRÜYOR


facebook-paylas
Güncelleme: 26-07-2026 15:54:29 Tarih: 26-07-2026 15:53

KUMYALI'DAKİ FACİAYA TEPKİLER SÜRÜYOR

 

Kumyalı’da Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) ait 2 bin 500 ton kapasiteli buğday silosunun çökmesi sonucu 46 yaşındaki silo çalışanı Lokman Hacıhasanoğlu’nun göçük altında kalarak hayatını kaybetmesi, ülke genelinde büyük infiale yol açtı.

Olayın ardından ekiplerin yürüttüğü çalışmalar sonucunda acı habere ulaşılırken, tepkiler bugün de devam ediyor. 

 

KTTB

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Kumyalı’da Toprak Ürünleri Kurumu'nun silosunda  dün yaşanan olayı “iş cinayeti “ olarak nitelendirerek, “her ölümün ardında sorgulanması gereken ihmaller, denetim eksiklikleri ve yerine getirilmeyen yasal sorumluluklar” olduğunu ifade etti.

KTTB Başkanı Ceyhun Dalkan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yaşanan son olayın “iş sağlığı ve güvenliği alanındaki eksikliklerin” artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını kaydetti.

Devletin öncelikle kendi çalışanlarının yaşam hakkını korumakla yükümlü olduğuna vurgu yapan Dalkan, kendi kurumlarında” güvenli çalışma ortamını sağlayamayan” ve “etkin denetim mekanizmalarını işletemeyen” bir kamu yönetiminin, diğer iş yerlerinde çalışanların güvenliğini sağlamasının da beklenemeyeceğini belirtti.

Dalkan, Kuzey Kıbrıs’ta 2025’te yaklaşık 164 bin kayıtlı çalışana karşılık 7 emekçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini ve bu oranın 100 bin çalışan başına yaklaşık 4,3 ölüm anlamına geldiğini ifade ederek, iş sağlığı ve güvenliği alanında denetimlerin güçlendirilmesi ve önleyici politikaların acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Söz konusu olayın tüm yönleriyle bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını, ihmal veya kusuru bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesini talep eden Dalkan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı da göreve çağırdı.

 

ÖZBİLGEHAN

Gençlik Federasyonu Başkanı Mustafa Özbilgehan, Kumyalı’da buğday silosunun çökmesi sonucu bir işçinin hayatını kaybetmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Hiçbir emekçi, ekmeğini kazanmak için çıktığı işten evine dönememe riskiyle karşı karşıya kalmamalıdır.” dedi.

Özbilgehan, Kumyalı’da buğday silosunun çökmesi sonucu bir emekçinin yaşamını yitirmesinin ülkede iş sağlığı ve güvenliği sorununu bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti.

Kumyalı’da yaşanan olayın yalnızca münferit veya kaçınılmaz bir iş kazası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özbilgehan, olayın bütün yönleriyle etkili ve şeffaf biçimde araştırılması gerektiğini kaydetti. İhmal veya kusuru bulunan kişi ve kurumlar hakkında gerekli süreçlerin işletilmesini isteyen Özbilgehan, ülkedeki benzer tesislerinin gecikmeksizin denetimden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Özbilgehan, “İş cinayetleri yalnızca istatistiksel veriler değil; denetimsizlik, ihmal ve önlenebilir riskler nedeniyle yarım kalan insan hayatlarıdır. Hiçbir emekçi, ekmeğini kazanmak için çıktığı işten evine dönememe riskiyle karşı karşıya kalmamalıdır. İş sağlığı ve güvenliği, maliyet hesabına veya ihmale feda edilemeyecek temel bir haktır.” dedi.

 

EL-SEN

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (EL-SEN), Toprak Ürünleri Kurumu'na (TÜK) ait buğday silosunun çökmesi sonucu yaşamını yitiren Lokman Hacıhasanoğlu'nun ölümünün, “münferit bir kaza olarak değerlendirilemeyeceğini, olayın, yıllardır süregelen ihmal, denetimsizlik ve sorumsuzluğun en ağır sonuçlarından biri olduğunu” savundu.

EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu, sendika yönetim kurulu adına yaptığı yazılı açıklamada, hükümete, söz konusu siloya ilişkin bakım ve periyodik kontrol kayıtlarını, teknik denetim raporlarını ve risk değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşması; olayın tüm yönleriyle bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını sağlama çağrısında bulundu.

Tuğcu, kamu kurumlarının uzun süredir gerekli yatırımlardan mahrum bırakıldığını, bakım ve onarım çalışmalarının ihmal edildiğini, kurumsal yapının zayıflatıldığını ileri sürerek, “Bunun bedelini ise her geçen gün emekçiler canlarıyla ödemektedir” dedi. Tuğcu, yüksek risk taşıyan teknik iş yerlerinde bilimsel kurallardan uzak yönetim anlayışının, yetersiz denetim ve iş sağlığı ile güvenliğine gereken önemin verilmemesinin, çalışanların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini savundu.

“İş cinayetlerinin kader değildir. Gerekli teknik yatırımların yapılması, düzenli bakım ve periyodik kontrollerin eksiksiz gerçekleştirilmesi, bağımsız ve etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi hâlinde bu tür faciaların önüne geçmek mümkündür.” diyen Tuğcu,  şu ifadeleri kullandı:

“Bu nedenle hükümet, söz konusu siloya ilişkin tüm bakım ve periyodik kontrol kayıtlarını, teknik denetim raporlarını ve risk değerlendirmelerini kamuoyuyla eksiksiz paylaşmalı; olayın tüm yönleriyle bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını sağlamalıdır.”

Tuğcu, “Geçen aylarda Teknecik Elektrik Santrali'nde yaşanan olayda iki ayrı makinenin toplam ağırlığı 1300 kilogramı aşan biyel kolları ve karşı ağırlıklarının makine dışına fırladığını, çalışanların büyük bir şans eseri hayatta kaldığını” belirtti. Bu olayın ardından gerekli önlemlerin alınması, ihmallerin giderilmesi ve kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yeniden tesis edilmesi gerektiğini dile getirdiklerini belirten Tuğcu, “Ne yazık ki bu uyarılar dikkate alınmamış, bugün ise ihmaller zincirine bir emekçi daha kurban verilmiştir.” dedi.

Tuğcu, “Çalışanların yaşam hakkını koruyamayan, kamu kurumlarını yatırımsız ve bakımsız bırakan, liyakat yerine siyasi kadrolaşmayı tercih eden ve iş sağlığı ile güvenliğini göz ardı eden Ünal Üstel hükümeti bu tablonun siyasi sorumluluğunu taşımaktadır.” görüşünü savunarak, hükümeti istifaya çağırdı.

“Hiçbir emekçi, evine ekmek götürmek için çıktığı işten tabutla dönmemelidir.” diyen Tuğcu, “Yaşam hakkı, en temel insan hakkıdır ve hiçbir idari ihmalin, siyasi tercihin veya yönetim zafiyetinin gölgesinde bırakılamaz.” dedi. Tuğcu, olayın sorumlularının hukukun önünde hesap vermesi, ihmali bulunanlar hakkında gerekli işlemlerin gecikmeksizin başlatılması çağrısında bulundu.

Tuğcu ayrıca, kamu kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği standartlarının uluslararası normlar doğrultusunda yeniden yapılandırılması, bağımsız denetimler uygulanması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için gerekli tedbirlerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Tuğcu, hayatını kaybeden Lokman Hacıhasanoğlu'na Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diledi.

 

HALKIN PARTİSİ

Halkın Partisi (HP) Kumyalı’da Tarım Bakanlığına bağlı Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) ait 2 bin 500 ton kapasiteli çelik siloda meydana gelen patlama sonucu bir kurum çalışanının yaşamını yitirdiği olayın tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

HP’den yapılan yazılı açıklamada, “vahim” olarak  değerlendirilen olayda TÜK emekçisinin vefatından duyulan üzüntü dile getirilirken, “Yaşanan acı olay bazı soruları da beraberinde getirmiştir” denilerek, şu sorular yöneltildi:

“Tarım Bakanlığına bağlı Toprak Ürünleri Kurumu tarafından söz konusu silonun yıllık bakımlarını yaptırmış mıdır?

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası uyarınca silo ile ilgili risk değerlendirmesi yaptırıldı mı? Yaptırıldı ise yapılan risk değerlendirmesi raporunun işyerinde muhafaza edilerek ibraz edilmesi gerekmektedir.”

Parti açıklamasında, devlete bağlı tüm işyerleri ve kurumlarında risk değerlendirmesi ile ilgili raporların hazırlanması ve risk değerlendirme uzmanları tarafından belirlenen tehlikelerin giderilmesi veya gerekli önlemlerin alınması gerektiği ifade edildi.

Açıklamada “Yürürlükteki 35/2008 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası sadece özel sektöre ait işyerleri için değil, devlet ve devlete bağlı kurum ve kuruluşlar da ilgili yasayı uygulamak ve risk değerlendirmesi ile ilgili raporları bir an önce hazırlamalıdır.” İfadesine yer verildi.

 

YKP

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), 35/2008 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın 45’inci maddesinin işletilmesini, yasanın kamu kurumlarını da kapsayacak şekilde değiştirilmesini ve kamudaki tüm siloların bağımsız denetimden geçirilmesini talep etti.

YKP Sekretaryası tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kumyalı’da Toprak Ürünleri Kurumu’na (TÜK) ait buğday silosunun çökmesi sonucu yaşamını yitiren Lokman Hacıhasanoğlu’nun ailesinin, yakınlarının ve çalışma arkadaşlarının acısının paylaşıldığı belirtilerek, “Ancak acımızı taziye mesajlarına hapsetmeyeceğiz. Dolu bir kamu silosu kendiliğinden çökmez, çökemez. Bu bir kaza değil, iş cinayetidir.” denildi.

Mevcut İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın hiçbir kamu kurum ve kuruluşuna uygulanmadığı öne sürülen açıklamada, “Kamuda çalışan bir emekçinin canı, hangi yasanın hangi maddesiyle korunacak?” sorusu soruldu.

“Bu kez işveren doğrudan devletin kendisidir. Silo bir kamu kurumuna aittir, denetim yetkisi de aynı devlettedir. Yani devlet aynı anda hem işveren hem müfettiş hem de soruşturmacıdır.” denilen açıklamada, böyle bir düzende “soruşturma başlatıldı” cümlesinin tek başına hiçbir güvence taşımadığı savunuldu.

“Kumyalı silosunun en son ne zaman yapısal denetimden geçtiği, taşıyıcı sisteminde daha önce risk saptanıp saptanmadığı ve 10 Temmuz’da tam olarak hangi işlerin yapıldığının belgeleriyle açıklanması” talep edilen açıklamada, olayla ilgili müfettiş raporunun 35/2008 sayılı Yasa’nın 45. maddesi uyarınca hazırlanması, kamuoyuna açıklanması ve ihmali saptananlar hakkında doğrudan yargı işlemi başlatılması istendi.

YKP açıklamasında, TÜK Toplu İş Sözleşmesi’nin tarafı ve yetkili sendika konumunda olan Kamu-İş’e, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın gereklerinin ve müfettiş raporlarının talepçisi olma, kamu kurumlarında iş güvenliği konusundaki yasal boşluğun giderilmesi için diğer sendikalarla ortak mücadele yürütme çağrısında da bulunuldu.




Bu haber 154 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KKTC Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI