|
Tweet |
Medya Etik Kurulu, tüm medya kuruluşlarını kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet haberlerinde özenli, sorumlu ve insan hakları temelli bir habercilik anlayışını benimsemeye davet etti. Yapılan yazılı açıklamada, medyanın haber verme özgürlüğü kadar şiddeti yeniden üretmeme, mağduru suçlamama ve faili aklamama sorumluluğu taşıdığı vurgulandı. Kadın cinayetlerinin münferit olaylar değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve şiddetin en ağır sonuçlarından biri olduğu belirtilerek, yaşam hakkının elinden alınmasının hiçbir mazereti olamayacağı ve kullanılan dilin bu noktada kritik bir rol üstlendiği kaydedildi.
Açıklamada; haberlerin sansasyonel yönünden ziyade toplumsal bağlamının görünür kılınması, yaşam hakkı elinden alınan kadının insan onurunun korunması, özel hayatın ve yakınlarının yas hakkının gözetilmesi gerektiği ifade edildi. Cinayetleri “aile meselesi”, “aşk cinayeti”, “kıskançlık krizi” veya “ani öfke” şeklinde meşrulaştıran ya da mağduru sorgulayan ifadelerden kaçınılması çağrısında bulunulurken; medyanın kullandığı dil ve kurduğu çerçeve ile toplumun şiddete bakışını şekillendiren önemli bir güce sahip olduğu hatırlatıldı.