|
Tweet |
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in BM 81. Genel Kurulu temasları kapsamında gittiği New York’tan elle tutulur hiçbir sonuç elde edemeden dönmesi Rum basınında sert eleştirilere yol açtı.
Alithia gazetesi, Hristodulidis’in New York’a gitmeden önce kamuoyuna duyurduğu "19 yeni fikrini" bavuluna koyarak gittiği gibi aynen geri getirdiğini, üçlü bir görüşme gerçekleşmediği gibi tek bir Güven Yaratıcı Önlem (GYÖ) üzerinde dahi uzlaşı sağlanamadığını yazdı. Gazete, Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri António Guterres tarafından "çok olumlu işaretlerle" kabul edildiği yönündeki iddialarına rağmen somut hiçbir gelişme yaşanmadığını ve Rum hükümetinin bu başarısızlığı sunuş biçiminin "sinir bozucu" olduğunu vurguladı.
Rum hükümet kaynaklarının cuma gecesi Genel Sekreter’in "istemesine rağmen" Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortak görüşmeyi reddettiği yönünde bilgi yaydığına dikkat çeken Alithia, Rum yönetiminin Erhürman daha Genel Sekreter’le olan randevusuna çıkmadan başarısızlığa kılıf hazırladığını iddia etti. Gazete; üçlü görüşmenin ne zaman resmiyet kazandığını, Erhürman’ın ne yanıt verdiğini ve bu yanıtın Rum tarafına ne zaman iletildiğini sorarak Rum Hükümeti'nden açıklama talep etti.
Eski DİSİ Başkanı Averof Neofitu ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yaşanan durumu şu sözlerle özetledi:
"Üçlü görüşme başarısızlıkla sonuçlanmadı çünkü maalesef hiç planlanmadı. Güven yaratıcı önlemlerden tek birinde bile anlaşma yok, çıkmaz beklenen bir şeydi."
NEW YORK BAŞARISIZLIĞI 2028 RUM BAŞKANLIK SEÇİMİ HESAPLARINI HIZLANDIRDI
Politis gazetesi, "Kıbrıs Sorunu Puslu 2028 Fermentasyon Sürecinde… Kayıp Üçlü Görüşme Beklentisi Başkanlık Seçimiyle İlgili Çalışmaları Hızlandırıyor" manşetiyle verdiği haberde, Hristodulidis’in beklenti çıtasını yüksek tutmasına rağmen eli boş dönmesinin Rum iç siyasetinde 2028 başkanlık seçimi hesaplarını erken başlattığını yazdı.
Alithia ise "ELAM İktidara Yürüyor" başlıklı görüş yazısında, aşırı sağcı ELAM’ın yeni geçiş noktalarının açılmasına karşı çıktığını ve Hristodulidis’in de 2028 seçimlerinde ELAM’ın desteğini kaybetmemek adına tek bir sınır kapısı bile açmadan New York’a gittiğini savundu. Yazıda ayrıca, ELAM’ın baskısı sonucu Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Mehmet Harmancı’nın "LTB Başkanı" sıfatının Cyprus Forum 2026 programından çıkarıldığı ve Harmancı’nın katılımının engellendiği hatırlatılarak "ELAM’ın sağlam adımlarla iktidara yürüdüğü" uyarısı yapıldı.
Siyasi kulisleri hareketlendiren bir diğer gelişme ise eski DİSİ Başkanı Averof Neofitu’nun Kıbrıs sorunundaki tıkanıklığın sürmesi halinde 2028 seçimlerinde aday olacağını açıklaması oldu. DİSİ Basın Sözcüsü Onufrios Kullas, Neofitu’ya parti dışından adaylık imalarına açıklık getirme çağrısı yaparken, DİSİ Yürütme Kurulu'nun konuyu görüşmek üzere toplanacağı bildirildi.
DR. KOSTAS PARASKEVA: "SİYASİ EŞİTLİK OLMADAN ÇÖZÜM İSTEYENLER ASLINDA ÇÖZÜM İSTEMİYOR"
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rum Lider Nikos Hristodulidis’in BM Genel Kurulu’ndaki konuşmalarında gündeme gelen siyasi eşitlik kavramını Politis gazetesine değerlendiren Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Başkanı Dr. Kostas Paraskeva, sürece dair çarpıcı tespitlerde bulundu.
Siyasi eşitliğin kağıt üzerinde kalmaması ve işlevsel bir devlet yapısına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Paraskeva, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Siyasi eşitlik olmadan Kıbrıs sorununun çözülebileceğine inananların, aslında çözüm istemediğine inanıyorum. İki toplumun siyasi açıdan eşit olduğunu söylemek tek başına yeterli değildir; siyasi eşitliğin işleyebileceği bir devlet planlanmalı ve inşa edilmelidir. Çıkmazları çözecek bir mekanizma ve gerekli siyasi kabul olmadan, güçlü koruma hakları olduğunda neler yaşandığını 1960 Anayasası bize gösterdi. Yeni bir anlaşmada her iki uçtan da kaçınılmalıdır. Ne çoğunluğa sahip toplum daha küçük toplumu görmezden gelerek sürekli ülkeyi yönetebilir, ne de küçük toplum kurumsal bir çıkış yolu olmaksızın devletin işleyişini kilitleyebilir. Çözümün en zor kısmı, bu eşitliği gündelik yönetime dönüştürecek kurallarda uzlaşılmasıdır. 1960’ın belki de en önemli dersi budur; bir anayasa dengeleri öngörebilir ancak bu dengelerin yaşayabilmesi için maddelerde yazılı olması yetmez, ortaklık fikrinin siyasi olarak kabul görmesi şarttır."