|
Tweet |
Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Taşkent Doğa Parkı yetkilileriyle Karpaz bölgesinde bir araya gelerek bölgede yürütülen çevre ve yaban hayatı projelerini yerinde inceledi. Ataoğlu, hem kaplumbağa koruma çalışmalarının hem de hür eşeklerin kontrol altına alınması projesinin detaylarını paylaştı.
Her yıl Çevre Koruma Dairesi’nin yetkisiyle yürütülen kaplumbağa koruma projesinin doğanın korunmasında kritik bir rol oynadığını vurgulayan Bakan Ataoğlu, kapsamlı çalışmalar sayesinde riskli bölgelerdeki yuvaların koruma altına alındığını belirtti. Doğa gönüllülerinin her gün sahada aktif görev yaptığını ifade eden Ataoğlu, projenin yaz boyunca devam edeceğini ve 15 Ekim’e kadar son yavrular denize ulaştığında saha çalışmalarının raporlanarak tamamlanacağını açıkladı.
Karpaz bölgesinde yürütülen "Eşek Yönetim Projesi" hakkında da önemli bilgiler veren Ataoğlu, Taşkent Doğa Parkı tarafından görevlendirilen bir veteriner hekime ek olarak geçtiğimiz ay ikinci veteriner hekimin de göreve başladığını, gerekli ekipmanların temin edildiğini duyurdu. Proje kapsamında Karpaz bölgesindeki yaklaşık 2 bin 500 civarındaki hür eşeğin kısırlaştırılarak bariyerli alana taşınması ve burada koruma altına alınması hedefleniyor.
Bakanlık olarak projeye ciddi bir kaynak aktardıklarını söyleyen Ataoğlu, eşeklerin bariyerli bölgeye alınma sürecinin hızla sürdüğünü, böylece eşeklerin bölge halkının tarım alanlarına ve yerleşim yerlerine verdiği sıkıntıların da tamamen giderilmiş olacağını belirtti.
Bariyerli bölgede yürütülen çalışmalarda önemli bir engelin daha aşıldığını kaydeden Ataoğlu, bölgede bulunan iki mandranın taşınması konusunda dün itibarıyla mutabakata varıldığını açıkladı. Bakan Ataoğlu, bu anlaşmanın Erenköy-Dipkarpaz Belediyesi’nin de büyük desteğiyle çözüme kavuşturulduğunu vurguladı.
Projenin uzun vadeli vizyonuna değinen Bakan Fikri Ataoğlu, iki yıl içinde bölgedeki tüm eşeklerin bariyerli alana toplanacağını ifade etti. 10 yıl içinde ise bu hayvanların Hayvan Refahı Yasası kriterlerine uygun şekilde, kendi doğal yaşam alanlarında hayatlarını güvenle sürdürmelerinin sağlanacağını belirten Ataoğlu, bu adımın bölgede güvenli turizm açısından da önemli bir çeşitlilik ve cazibe merkezi yaratacağını sözlerine ekledi.