|
Tweet |
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda 23 Haziran’da oy çokluğuyla kabul edilen Atatürk Öğretmen Akademisi (AÖA) Kuruluş (Değişiklik) Yasası’nı yeniden görüşülmek üzere Cumhuriyet Meclisi’ne iade etti.
Erhürman, iade gerekçesinde, Akademiye giriş koşulları, giriş sınavlarının usul ve esasları, başarı kriterleri ile öğrencilerin akademik statülerini etkileyen temel hususların tüzükle düzenlenmesine olanak sağlayan hükümlerin, Anayasa’nın öngördüğü hukuk devleti ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği prensibi bakımından yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşünü bildirdi.
Atatürk Öğretmen Akademisi’nin sıradan bir eğitim kurumu olmadığını, kamu eğitim sisteminde görev yapacak öğretmenlerin yetiştirildiği ve kamu hizmetine giriş süreciyle doğrudan bağlantılı özel statülü bir yükseköğretim kurumu olduğunu kaydeden Erhürman, Akademiye kabul şartları, giriş sınavlarının niteliği, başarı ölçütleri ile öğrencilerin devam ve mezuniyet koşullarının yalnızca kurumun iç işleyişine ilişkin teknik düzenlemeler olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Söz konusu kuralların, bireylerin eğitim ve öğretim hakkından yararlanmalarını ve öğretmenlik mesleğine erişim imkanlarını doğrudan etkilediğine işaret eden Erhürman, bu yönüyle düzenlemenin Anayasa’nın eğitim ve öğretim hakkını güvence altına alan 59’uncu maddesi ile kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen 120’nci maddesi kapsamında anayasal önem taşıdığını ifade etti.
Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını etkileyen, kişilerin hukuki statülerini belirleyen ve kamu görevine erişim bakımından sonuç doğuran kuralların ana unsurlarının yasayla düzenlenmesinin hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucu olduğunu kaydeden Erhürman, bu çerçevede, kimlerin Akademiye kabul edileceği, giriş sınavlarının hangi aşamalardan oluşacağı, başarı ölçütlerinin ne olacağı, öğrencilerin başarılı sayılma veya başarısızlık nedeniyle ilişiklerinin kesilmesine yol açabilecek kriterlerin nasıl belirleneceği gibi konuların yasada temel esaslarıyla gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Buna karşın yasanın söz konusu alanlarda yeterli çerçeve, ölçüt ve sınırları ortaya koymadan düzenleme yetkisini bütünüyle tüzüğe bırakmasının, yürütme organına esaslı kuralları belirleme yetkisi tanınması sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğunu belirten Erhürman, düzenlemenin hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Hukuk devletinde bireylerin hangi hak ve yükümlülüklere tabi olduklarını ve idarenin hangi esaslar çerçevesinde işlem tesis edebileceğini doğrudan yasadan anlayabilmesi ve makul ölçüde öngörebilmesi gerektiğini belirten Erhürman, yasanın temel düzenleme alanını boş bırakması ve bu alanın sonradan yürütme organınca doldurulmasını öngörmesi hâlinde ise bireylerin hukuki durumlarının yasadan değil, ileride çıkarılacak idari düzenlemelerden öğrenilebilir hâle geldiğini, bu durumun hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, idarenin takdir alanını anayasal sınırların ötesinde genişletme riskini de beraberinde getirdiğini vurguladı.
Hukuk devletinde yasaların yalnızca bir düzenleme yetkisi vermesinin yeterli olmadığını, bu yetkinin kapsamının, amacının, kullanılma usulünün ve sınırlarının da açık ve belirli şekilde ortaya konulması gerektiğini ifade eden Erhürman, aksi halde idarenin düzenleme yetkisinin kendi takdirinden kaynaklanan bağımsız bir norm koyma yetkisine dönüşeceğini ve bunun Anayasa’nın 4’üncü maddesinde güvence altına alan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmayacağını kaydetti. Erhürman, yasa ile düzenlenmesi gereken temel hususların kapsamı, amacı, esasları ve sınırları belirlenmeden düzenleme yetkisinin tüzüğe bırakılmasının, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin yanı sıra hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri ile normlar hiyerarşisine de aykırılık teşkil ettiği görüşünü bildirdi. Bu nedenle düzenlemenin yeniden değerlendirilerek temel esasların doğrudan yasa metninde açık ve belirli biçimde düzenlenmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu kanaatini belirten Erhürman, KKTC Anayasa Mahkemesi’nin “Yasama Yetkisinin Devri” ve tüzük çıkarma sınırlarını belirleyen 7/79 (D. 8/80) sayılı kararına da atıfta bulundu. Erhürman, Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararında yasama yetkisinin devri sınırının, yasama organının yasada belli ettiği konularda yürütme veya başka bir organa düzenleme görevi verebileceğine kuşku olmadığını, ancak yasama organının böyle bir yetki verirken Anayasa'nın öngördüğü kurallara uyması gerektiğini, aksine bir kural olmadıkça yasama yetkisinin esastan devrinin Anayasa'ya aykırı düşeceğini belirttiğini aktardı.