|
Tweet |
Gazimağusa’nın en değerli ekosistemlerinden biri olan ve göçmen kuşların vazgeçilmez durağı Ayluga Sulak Alanı’nın geleceği için kritik bir dönemece girildi. Mağusa Kadın Merkezi Derneği (MAKAMER) tarafından, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik Mali Yardım Programı desteğiyle yürütülen “Mağusa’nın Dönüşümü için Sürdürülebilir Sulak Alan Girişimi (SWIFT)” projesi, bölge için hayati bir yol haritası ortaya koydu.
57 KİLİT PAYDAŞ BİR ARAYA GELDİ
Ayluga'nın korunması amacıyla düzenlenen geniş katılımlı çalıştayda; uzmanlar, sivil toplum temsilcileri ve yerel paydaşlardan oluşan 57 kişi, alanın karşı karşıya olduğu sorunları masaya yatırdı. Çalıştay sonunda, bölgenin sadece bir sulak alan değil, aynı zamanda toplumla bütünleşmiş bir doğal yaşam ve öğrenme alanı olarak geleceğe taşınması yönünde güçlü bir vizyon ortaya kondu.
EKOLOJİK BÜTÜNLÜĞÜ TEHDİT EDEN RİSKLER
Raporda, Ayluga Sulak Alanı'nın taşıdığı yüksek biyolojik çeşitliliğe rağmen, ciddi çevresel ve yönetsel riskler altında olduğu vurgulandı. Çalıştay bulgularına göre, atık su kaynaklı kirlilik ve su kalitesindeki bozulma, tarımsal faaliyetler ile kimyasal girdilerin yarattığı baskı, plansız ve kontrolsüz yapılaşma ile kurumsal koordinasyon eksikliği bölgenin geleceğini riske atıyor. Tüm bu faktörlerin, alanın mevcut koruma statüsüne rağmen sürdürülebilirliğini zayıflattığı belirtildi.
ÜÇ TEMEL STRATEJİK ÖNCELİK
Ayluga'yı kurtarmak ve sürdürülebilir kılmak adına, çalıştay raporunda üç ana stratejik öncelik belirlendi. Bunların ilki, ekolojik bütünlüğün korunması ve rehabilitasyonu olarak tanımlanırken; ikinci sırada alan yönetimi ve kurumsal yapının güçlendirilmesi yer alıyor. Üçüncü öncelik ise sürdürülebilir kullanımın teşvik edilmesi ve toplumsal katılımın artırılması olarak belirlendi.
GERİ DÖNÜŞÜ ZOR ZARARLARIN EŞİĞİNDEYİZ
MAKAMER yetkilileri, mevcut baskıların sürmesi halinde Ayluga’nın su depolama ve düzenleme işlevlerinin kalıcı şekilde zarar görebileceği uyarısında bulundu. Çalıştay raporu, şimdi belirlenen risklere karşı eylemlerin önceliklendirilmesi, sorumlulukların netleştirilmesi ve bir uygulama takviminin ivedilikle devreye alınması için bir çağrı niteliği taşıyor.